May 17th, 2010

http://www.mangaturk.com sitesinde (ki sahibi benim zaten) çeviri gruplarına yardım etmek için ingilizceden türkçeye ya da japoncadan türkçeye çeviri yapabilecek cengaverler arıyorum.Bunu da duyurular yazarak bazı sitelere postlar atarak yapıyorum.

Duruda şu şekilde çevirmen arıyorum

firerainy@hotmail.com
Sent: Sunday, May 16, 2010 10:30 PM
To: iletisim@mangaturk.com
Subject:

Sitemizde çeviri grubunda görev almak isteyen , beyninin  % 3-5 arası çalışan İngilizce ya da Japonca bunlarda olmazsa beden dili bilen çevirmenler aranıyor. iletisim@mangaturk.come mail adresine mail atarak bize ulaşabilirsiniz.”

Bu mailin üstüne şöyle salakça bir mail aldım.

Sitemizde çeviri grubunda görev almak isteyen , beyninin  % 3-5 arası çalışan İngilizce ya da Japonca bunlarda olmazsa beden dili bilen çevirmenler aranıyor. iletisim@mangaturk.com e mail adresine mail atarak bize ulaşabilirsiniz.

bu kadar aşağılayıcı bi ilanıda hiç görmemiştim kasıtlımı böyle yazıldı ki acaba site özellikle böyle gerizekalı tiplermi arıyo yada bu cevirmenlerin olayda karı ne ”

Kültür cahili beyinsiz orospu çocuğuna yine de cevap yazma lütfünü gösterdim

Öncelikle aşağılayıcı değil, normal bir insanın beyni yüzde3-4 şekilde çalışır, yüzde 20-30 biliyorsanız bu sizin cahilliğinizdir. Biz zaten beyni gayet normal çalışan kişileri arıyoruz. Karakteri oturmuş 2-3 gün sonra şoka girmeyecek insanları. Çevirmenlerin olaydan karı ego tatmini, bir de hepsine aylık 1 trilyon veriyorum.

Gerizekalı tipler arayacak olsak ilk olarak sizle irtibata geçeriz. Teşekkürler.”

Bunun Üzerine Bu zavallı, doğmak yerine sıçılmış götten düşme insan müsfettesi şöyle bir mail attı.

From: erkan can firerainy@hotmail.com
Sent: Monday, May 17, 2010 2:26 PM
To: iletisim@mangaturk.com
Subject: RE:

yok ben sizin gibi geriiiiiiiiiiiiiiiiizekalıııııııııııııııııı bır sayfa için kendımı yoramam olay ne bılıyomusun sizin gıbı gerizekalı ınsanlar uğrasır turkçeye cevırır bız bedavadan okuruz”

Şimdi ben bu  zavallıya geri dönüşlü bir mail atsam daha aptalca şeyler yapıp sıkıntı yaratacak , sırf bunun gibi zavallılar yüzünden güncelleme yapasım gelmiyor.
Alik1818 i böyle durumlarda anıyorum mnakinin ayısı anime manga aleminin %90ı gerizekalı diyor ben buna nasıl hak vermeyeyim ki :)

Anime manga severler, orospu çocuguğunun mail adresini de yazdım, bombalayın ibneyi.

April 17th, 2010

Sıkıntıyla bir yazıya başlamayı sevmesemde bu yazıyı sadece yazmak zorunda hissettiğim için yazıyorum.

Anime ya da manga’nın ne oldugunu bilmeyen okurlarım, Japonların yaptığı çizgi film ve çizgi romanlara anima/manga deniyor.  Türkiye’de pek duyulmamış olsada, Tsubasa, Ay Savaşçısı bunlara örnek verilebilir.

Türkiye’de bir sürü kişi anime manga çeviriyor, eğleniyor eğlendiriyor güzel günler geçirmemizi bazı anlar kahkahalarla gülmemizi sağlıyorlar, en azından dışardan baktığımızda gördüğümüz bu oluyor.İngilizce bilmeyen okuyucular için en büyük problem türkçe çeviri gruplarının poposunu öpüp sevdikleri, gözlerine hoş gelen mangaları çevirtmek kalıyor.

Popo öpmek o kadar kolay değil ama, öyle tüysüz fuck buddy poposuna benzemiyor, anime manga çevirenlerin popoları. aşşağıdan yukarı bakmaya çalıştığınızda kendilerine boynunuz tutuluyor, Öyle bir yüksek, öyle bir tanrısal varlıklar(mış)ki aklınız donuyor, şuurunuzu kaybediveriyorsunuz. En son bir de başımıza aristokrat çeviri grubu çıktı, Sadrazamın sol taşşaklarının “aristokrat” ve “aristokrasi”nin ne demek olduğunu bildiğinden de şüpheliyimde neyse…


Dediğim Gibi Manga anime çevirmek, uğraşmak meşaketli iş, editlemesi, çevirmesi, fakat insan bunları ne için yapar diye soruldugunda bazıları ego tatmini cevabını veriyor, bazıları tanrının mesleği diyor, gülüyorsunuz sol tarafınızla fakat manga okumakta hoşunuza gidiyor ya katlanıyorsunuz ister istemez.


En son bir çeviri grubunun “Bu anime/manga alem’i 2 şeyden düzelmeyecek “şerefsizlik ve kıskançlık””  Böyle bir şey yazdığına şahit oldum.
Şerefsizlerin ve Kıskanç kişilerin dolu olduğu bir yer de ne işin var Yarrağım o zaman ? Başka işlerle meşgul olsana ne bileyim, bu kadar şerefsiz var ise bu alemde git o zaman kendini parmakla daha faydalı işler yap, Dünyayı kurtar , aaaaa unutmusum siz zaten tanrıydınız değil mi?

Geçmişte birşeyler paylaştığım, sohbet ve muhabbet bağında, rakı balık yaptığım insanlarla daha sonra tartıssamda arkalarından “ulan orospu cocugu” demiyorum, dememeye de çalışıyorum. Çünkü arkadaşlar arasında tartısmalar olur biter geçer o orada kalır, ama anime manga aleminde böyle olmaz, Göt oğlanı bir siteyi siler umrunda olmaz, hala arkadaş kalırsın, 2. siteyi siler , hala arkadaş kalırsın sonra gider annesiz, sağda solda öyle böyle yazılar yazar, kendini haklı çıkartma çabasıyla götünü 50 parçaya ayırır, her parçayıda ayrı bir siteye gönderip yandaşlar arar.

Böyle adamları 3 yıldır tanıyorsanız, 3 yıl önce başka sitelerde 16 yaşında bir veledin sikinin ağızlarında olduğu bilirsiniz, Velet domal dese domalacaklardır, çömel dese çömeleceklerdir, bir yerde ufacık bir yetkiye sahip oldukları zaman tanrı mertebesine geçiş yaparlar Nasıl ki tr de şöhrete giden yol bir iş adamı ya da ünlü birinin yatağından geçiyorsa anime manga alemindede yönetime giden yol, adminin yatağından geçer. Kızın orospusu kötüdür de, Erkeğin orospusu hiç çekilmiyor …

Bir de manga-ka nın çizdiği mangayı sahiplenir bu gerizekalılar, başka gruplara bok atarlar ağlarlar bizim mangamızı çevirdiler çaldılar, Doğmak yerine Sıçılmış insan, baban mı çiziyor o mangayı? Bir bölümü alır sitenize eklersiniz kıyametleri kopartırlar, “Hırsız, Gasp etti böhüü böhüüü” diye eee Götümün kenarı Sen neden alıyorsun mangastream’dan adamlar koskoca yazmış oraya” do not rehost this file, do not copy, do not mirror” Demekki hırsızın büyüğü sensin başka gruplardan çalıp hazıra oturan ibne.  Adam japoncasını temizleyecek, çevirecek, düzenleyip taratacak, sen “save as picture” yapacaksın bir de aglayacaksın…

Guinness World Records’a girer bunlar “gerizekalılık ve zavallılık” dalında.

Böyle kişilere acıyın arkadaşlar, günde 10 saat manga okuyup sosyal hayat yoksunu, sağ eliyle nişanlı, sol eliyle evli zavallı gruplara acıyın sadece.

zavallı gruplar çoğaldıkça korkuyorum, kaliteli ve tarzından ödün vermeyen grupların piyasadan kaybolmasından. Anime/Manga Alemi, İşte böyle şerefsizlerin olduğu bir yer, hem küfreder boktaki fasülye, hem de bu alemin içinde varolma savaşı verir.

Son Söz

“Adamın götünden kan alırlar oğlum kan!”  yazmış çeviri grubunun tanrısal üyesi buna ithafen;

“Benim götümden hiç bir şey alamazsın ama  tüm grubunu doyuracak kadar sikimden verebilirim cancağızım.” demek istiyorum kendilerine.

March 10th, 2010

Kariyer sitelerinde İş Arıyorum ve Karşıma Şöyle bir şey çıktı üşenmedim Okudum…
Sonunda online başvurup adamlara bir de ön yazı yolladım.

4 yıllık eğitim veren üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun,

· 30 yaşını aşmamış,

· Internet ve MS Office uygulamalarını etkin kullanabilen,

· Müşteri ilişkileri yönetimi alanında en az 2 yıl arası deneyimi olan,

· Bilgi teknolojileri ve yazılım alanına yönelik yenilikleri takip eden,

· Diksiyonu düzgün, çok iyi sözel ifade becerilerine ve ikna yeteneğine sahip, prezentabl,

· Yaratıcı, yenilikçi, üretici ve analitik düşünce yapısına sahip, işin önceliklerine göre çalışma planlarını yapabilecek, hızlı ve doğru çözümler üretebilecek yetkinlikte olan,

· İş takibi ve sonuçlandırılması konusunda başarılı ve sorumluluk sahibi,

· Koordinasyon ve organizasyon yeteneğine sahip,

· Enerjisi yüksek, takım çalışmasına yatkın ve çalışkan,

· İnsan ilişkilerinde başarılı, sosyal yönü güçlü,

· İletişim yeteneği ve kişisel motivasyonu yüksek,

· Dikkatli ve özenli çalışmayı prensip edinmiş,

· İş konusunda takipçi, işin önceliklerine göre çalışma planlarını yapabilecek,

· Problem çözme ve karar verme yeteneğine sahip,

· Esnek çalışma saatlerine uyumlu,

· Hırslı, atak, hızlı, kendine güvenen,

· Müşteri odaklı ve işini severek yapan,

· Dinamik, iletişimi ve insan ilişkileri kuvvetli.

İş Tanımı:

· Kurumsal müşterilere firmanın ve ürünlerinin tanıtımını yapmak,

· İlgili firmaların satınalım süreçlerinde varolan potansiyelin firmamız açısından alıma dönüşmesi için hareket etmek,

· Müşteri ilişkilerinin yürütülmesi,

· Ekip koordinasyonu, yönetimi ve yönlendirmesinin yapılması,

· Kuruluş içi ve dışı iletişimi doğru, zamanında, eksiksiz olarak sağlamak.

· Müşterilerle ilişkilerin geliştirilmesine yönelik araştırmalarda bulunmak,

· Firmanın ürünleri hakkında kurumsal müşterilere bilgi vermek,

· Müşteriden gelen talepleri kontrol etmek ve ilgili departmana aktarmak,

· Müşteri portföyünü arttırmak amacyla firmalara teklif götürmek.


Yazdığım Ön Yazı

Ben bu niteliklerin hepsine sahibim, Hatta boş zamanlarımda da Tanrılık Yapıyorum.

Anlamıyorum ki böyle ilanları bir insan da bu kadar özellik olabilir mi mümkünmü yani…

February 3rd, 2010

Evimde huzurla oturmuş, Toblerone bitter yiyip messengerden milletin kafasını şişiyorum. Canım sıkıldı popocuğumu patron koltuğumdan kaldırıp media martk ın yollarına düştüm, çokta uzak ya sanki 5 dakikalık yol …Ev arkadaşımın aldığı orange box un aynısından alıp deliler gibi team fortress kasmaya eve geldim. Oyunu mu kurdum oturdum arkadaşımla skype açıp oynamaya başladık.  Engineer ile sentry gun lar kurmalar , spy ile backstab çekmeler…

Oyundan çıktım msn de “…………..” diye bir zımbırtı, adam yerine koyup muhattab olduğum bir şeyler zırvalama başladı… Sitelerimle ilgili konusmaya başladı herhangi bir şeyden dolayı destek vermesini istediğim şeyi yapmamıştı, sebep olarakta  benim o yazdığım yazıda küfürlü ifadeleri söyledi… Ben bir insandan destek istiyorum herhangi bir konuda o benim küfrüme ya da tarzıma laf sokmaya çalışıyor velet, sonra muhabbetin kırılma noktasına geldik…


-Abi çok küfrediyorsun, yanındakilerde senden etkileniyor
-eeee ?
-Şey ben kuku’nun erkek arkadaşıyım onun loglarını okuyorum da onlada küfürlü falan konuşmussun ben şöyle bik bik bik

Bir anda sinirden tüm kan penisimden çekilip beynime sıçradı, normalde veletlerle taşşak muhabbeti yaptığım içim kanın pek beynimde durması gerekmiyor. Kendileri daha kuku’nun “b” sini tanımazken ben o kızla bira içiyordum kadıköyde…
kukuya yazıp ” Bir daha benimle konusmuyorsun, sizin aptallıklarınızla uğraşamam ” dedim sonra aklıma türk kızının vermeleri geldi…

İki gün tanıdığınız internetten elemana mail,facebook şifresinizi hangi akla mantığa verirsiniz? bir insana şifreni vereceğine duygularını, düşüncelerini ruhunu fedakarlıklarını versene tek hücreli organizma!
Benim seninle konuştuğum ya da sana güvenerek söylediğim, açtığım paylaştığım bir şeyin, kayıtlı olabileceği bir şeyi nasıl başka insanlara açabiliyorsun? Sen beyinsizin, kölenin zavallının önde gidenisin .  Sana güvenmeyen bir adamla ne bok yemeye çıkıyorsun. Senin doğru bir iş yaptığını, başka insanlarala arana ne mesafe koyacağına, muhabbetinin nasıl olacağına senin taşıdığın tek hücreli beyin karar veremiyor mu ki? sen bir şeylerini başkasına açıyorsun ya da 2 gün tanıdığın insanın, senin yerine  karar vermesine müsade ediyorsun !


Çıktığınız insana verdiğiniz tek şey msn ya da face book şifreniz olmasın! Ona kalbinizi açın, ona duygularınızı açın , ona bedeninizi açın … Paylaşın  yaşayın ve yaşatın! Paylaştığınız tek şey facebooktaki videolar olmasın, aptal msn logları olmasın…

Benimde sinirimi bozmayın!




Başlıktan ne vermeyi anlamıştınız ki ;)


STRAHD İSMAİL KÖSE



January 24th, 2010

Cuma gecesi şarap şişesinin son damlaları bitiyor, yatağıma uzanıyorum. Ev arkadaşımdan aldıgım bir kitabı açıp sayfalarına göz atıyorum ilk 50 sayfası çekici gelmiyor, oflaya puflaya kitabı bir kenara bırakıp. Gözlerimi yumuyorum. Aptal kabuslarımdan uyandıgımda hava yine karanlık… Saat 14:00 ı çoktan geçmiş 15:00 da kursum var… Üzerime buldugum pantolon ve kazağımı geçirip balkon kapısını açıyorum havaya bakmak için, yüzümde hınzır bir gülücük geliyor. Kar yağıyor hemde gayet şiddetli şekilde. Kurs hocasını arayıp kurs olup olmadıgını soruyorum. Kursu aramam gerektiğini söylüyor. Merve hanımı arayıp kursun olduğunu öğreniyorum.

Halbuki lisedeyken böylemiydi…

Havada kar gördüğümüz zaten okulun olmadıgını bilerek okula kar topu oynamaya giderdik. Biri Sakatlanana ya da cayana kadar devam ederdi oyunlar. Binanın altında kardan adamlar, yokuş olan yerlerde götünün altına muşambayı alan soluğu ya bir arabanın altında ya da duvara çarpmış şekilde alırdı . :)

Geçmişin hayalleriyle dalmışken telefonum çaldı. Kurstan arıyorlardı ve kursun olmadıgını söylediler. Bu kararı almalarında hiç bir öğrencinin gitmeyecek olmasını anlamalarının büyük rol oynadıgını biliyordum.
Koltugumu alıp camın kenarına oturdum hem karın yağışını izliyor hem de hayaller kuruyordum. Karşıdaki minik evin çatısı çoktan örtülmüştü, tıpkı benim üstü örtülen düşüncelerim gibi, nelerle kapatmıştım bilmiyordum en azından o evin üstü açılabilirdi ama benim düşüncelerimin üstü açılmayacaktı.

Karnımın guruldamasından acıktıgımı hissettim ev arkadaşım ahmete seslenip birlikte kahvaltı hazırlamaya başladık. mutfağın balkonundan kar topu alıp kafama yapıştırdı. Kar topu oynama isteğim ne kadar arttıysada durmak zorunda kaldım. İstanbul insanın kar topu oynama isteğini bile emiyordu. Tıpkı ruhunu , duygularını , yaşamını emdiği gibi…

Kahvaltıyı bitirip bir bardak meyve çayı alıp odama geçtim. Perdeyi kenara çekip koltuğuma oturdum geçmişi düşündüm. Ne güzeldi köydeki evimde beyaz örtünün altında uyanmak ve ne güzeldir öldükten sonra kefenin içinde gözlerini açmak…

Kim bilir….

Kar yağıyor penceremin dışında, Bedenim Sıcak, Ruhum Üşüyor…

Strahd İsmail KÖSE

January 18th, 2010

Soğuk ve karanlık havada evimde oturuyorum camdan dışarı bakıyorum. Sıkıldım canımda sıkkın zaten bilgisayarın karşısına oturuyorum aptalca ekrana bakarken msn de bir nick gözüme takılıyor. Konustugum bir arkadaşım üzgün ev arkadaşlarıyla kavga etmiş yine hayıflanıyor “ders bile çalışamıyorum” diye. Kitaplarını falan al bana gel diyorum. Tamam olur deyip kısa bir telefon trafiği ardından bana geliyor. Cevahirden taksiye binip gel diyorum . Trip yiyorum gel beni al diye mesaj geliyor ardından, can sıkıntısıyla giyinip evden çıkıyorum cevahire gidiyorum. “Ben cevahirin önündeyim”  diyorum, “beni gelip metrobüsten al” diyor. Tamamen çıldırma noktasına geldim ama otomatik olarak buraya kadar geldim bari gideyim diye yürüdüm.

Mecidiyeköy metrobüs çıkısında karsılastık hadi yürüyelim dedim. Taksi bekledim taksi yok. Zaten trafik o biçim düğüm olmuş her yer, Yavaş yavaş cevahirden aşağıya doğru fulyaya yol almaya başladık havadan sudan konusuyorduk öylesine.

Eve geldik , sıcacık evimin bana verdiği huzurla odaya geçtim tabi oda peşimden geldi. Giysi getirmedin mi diye sordum aldığım cevap beni memnun etmedi. Benim giysilerimden giyecekti. Giysi dolabını açıp içinden mavi kazağımı siyah eşortmanımı aldı. Bana dönüp ” Dışarı çık ” dedi. sanki görmeyecektim o giysinin altında neler olduğunuda … Söylene söylene odamdan dışarı çıktım…

5-10 dakika sonra kapıya tıklatıp “geleyim mi” diye sordum. Cevap evet olduktan sonra içeri girdim. Patron koltuğuma oturup bilgisarımın başına döndüm.Karşımda bir kız görmeyi beklerken, Benim kazağımı giymiş bir recep ivedik duruyordu.

Bu ne be recep ivedik gibisin yokmu askılı falan bir şeyin hem burası sıcak ne kazağı diye söylenmeye başladım. fakat hanfendi üşüyormuş neyse tamam deyip bilgisayarıma döndüm. Onada ders çalışması için müsade etmiş olacaktım, aradan 5 dakika geçmeden “Strahd şu ödevimi sen yaparmısın?” ıhmm beynim biraz geç algıladı herhalde. Ben, ödev ve yapmak. Hangi tarihte görüldü emin değilim. 3813 Yaşındayımböyle bir şey yok yaşanmadı!

Hayır yapmam ben kendi ödevin kendin yap dedim. South park açıp izlmeye başladım. Sigara yakıp bana çok kötüsün dedi. Ona bakıp gülümsedim. Kötü olmasam beni nasıl sevebilirdi ki? Canı sıkıldı benimle south park izlemeye başladı. Telefonunda İsmim Pikachu diye kayıtlıyken 3 bölümden sonra telefondaki ismimi Kenny diye değiştirdi. Kahkaha attım ve iyi tespit dedim, fakat hala merak etmekteyim pikachu ve ben ne alaka hiç sevimli değilimdir.

South park sezonunu kapattıktan sonra canım sıkıldı uykum geldi. Yatağın köşe tarafında yatmayı sevmediğimden kendisine hangi tarafta yatacağını sordum. Oda sevmiyormuş. Köşe mecburi şekilde bana kaldı. Klasik müzik Açtım o çoktan yatağa girmişti. Giysiyle uyuyamadıgım için, üzerimde boxer kalana kadar her şeyi çıkardım . Tek kişilik yatağın köşesine geçtim.

-Laaaaaan bune Oha kazakla mı yattın ?
-evet üşürüm ben
-Kızım manyakmısın lan göt kadar oda, kombi açık tek kişilik yatağa iki kişi yatıyoruz ne üşümesi.
-Olsun
-Eve Kız diye getirdim seni recep ivedik çıktın, istersen montumu falanda vereyim onla uyu he ne dersin ?

Gülüşmeler saçma sapan konuşmalar. En sonunda artık uyuyalım dedim. Hanfendi bilgisayar sesi ve klasik müzikte uyuyamadı, Kalkıp bilgisarayı kapattım yatağa geri döndüm.Tek kişilik yatakta mecburi şekilde sırtımıda dönsem yüzümü de dönsem kazağa temas ediyorum ve sonunda ter bastı. eeehhh çıkar şunu artık dedim. Recep ivedik çıkarmamakta ısrar ediyordu.

Gecenin ilerleyen zamanlarında kazak çıktı …. İvedik en sonunda insan formuna girmeye başlamıştı. Güzel anlar yaşarken bir soru geldi. “Strahd ne hissediyorsun”  Benden beklenen cevabın farklı olduğunu bilerek ” Hiiiiç” dedim. O anda soğuk bir rüzgar geldi sanki… Umrumda olmadan gülümsedim… Gece ilerlemeye devam etti…

Sabah

“Canım kalk ben çıkıyorum” sesiyle uyandım “ıhhmm tamam” deyip uyumaya devam ettim. Kapıya kadar bile gitmedim….

Sonrasında bir mesaj geldi

“Çok kabasın, kapıya bile gelmedin” Gülümsedim yine Kazakla yatağa giren beni bu soğuk havada sıcacık evimden çıkartıp metrobüse yürüten kişi bana kabasın diyordu.

Yastığıma sarıldım, uyumaya devam ettim….

Çok mu kabayım, Yoksa hak edene ettiği gibi mi davranıyorum bilmiyorum. Sadece İnsanları kötü huyları için severiz iyilikleri için değil bunu biliyorum…

December 2nd, 2009

Evimden çıkıp en yakın dostlarımdan biri olan alpere gidiyorum…yürüyerek Beşiktaş oradan araçla taksim….

76e yi beklerken yanımda baştan aşağı siyah giyimli saçlarını büyük ihtimalle sarıya boyatmış elinde kocaman resim dosyası ve beyaz bir poşetle,hoş bir kız duruyor…bir iki bakıştan sonra etrafı izlemeye devam ediyorum yine  …

Sonra yine ilk durağıma dönüyorum hikayenin kahramanına;

Yanına taksimde sıksık gördüğümüz çocuklardan biri yaklaşıyor 7-8 yaşlarında,ağzı gözü kir içinde bir kız çocuğu elinde  iki tane  mendil siyah bir poşetin içindeyse onlarcası

Sarısiyah(hikayenin kahramanı bu adı koydum okurken kızmaz umarım Tabi sitemi keşfedip okursa) çocukcağıza acıyıp birtane almak istiyor…çocuk karşısında bekliyor sarısiyah cüzdanını arıyor çantayı kurcalıyor cüzdan çıkmıyor sonuna kadar zorluyor şanşını cüzdanını bulamıyor giydiği giysilerin cepleri giriyor bu sırada devreye sonuç yine aynı cüzdan bulunamadı …çocuk öylece durmuş onu izliyor bende o sırada elimi cebime atıyorum hem para çıkartıp vereceğim hemde bu fırsatla kızla tanışacağım diye çünkü hoşuma gidiyor kararlılığı…çocuğa beklemesini söyleyip çantasını yere koyup elindeki beyaz poşeti kurcalamaya başlıyor ve kayıp cüzdan bulunuyor.cüzdanın içindeki bozuk para arama çabaları sonuçsuz kalıyor ve çocuğa 20 lira çıkartıp veriyor.çocuk herhalde paranın üstünü getireceğini söyleyip gidiyor….
bu sırada çocuğun tavırlarından çok sarısiyahın tavırlarını izliyorum…hiçbir güvensizlik duymadan karşıdan gelen 76e nin durağına yaklaşıyor…arkasına bile bakmadan(baksa da sadece beni görebilir zaten :P )

O sırada ben çocuğu merak edip sağa sola bakıyorum fakat küçük kızı göremiyorum,sarısiyah hala tepkisiz…otobüs durağa yaklaşırken çocuk çıkıp geliyor sarısiyahın önünde durup parasının üstünü veriyor ve sarı siyah 15 lirayı alıp gerisini küçük kıza veriyor gülümseyerek….

Bende sarısiyahın içindeki o güven duygusundan haz alarak otobüste yazmaya başlıyorum….

Oğlun babaya güvenmediği bu devirde bu nasıl bir güven duygusu anlamak imkansız…

Milletvekilleri bakanlar hatta başbakanın bile sahtaker olduğu,sokakta gezerken cüzdanı kaptırmayayım diye götnüzü tuta tuta gezdiğiniz bir zamanda insanlara böylesine güvenen kişiler olduğunu bilmek çok güzel….

Sarısiyah bu yazıyı hiç okuyamayacak olsan bile,senin bu hareketini asla unutmayacağım ve küçük selpak satan kız sokaklarda olabilirsin belki,ya da güzel bir hayat yaşamamış olabilirsin fakat o dürüstlükle yıkanmış kirlenmeyen ruhunu öpüyorum…Dilerim hep böyle kalırsın,dilerim ki hayat sana gülümser….

  • Pages

  • Meta

  • Flash required