July 31st, 2010

Bu sıralar ağızlarda sakız oldu bu kelime. Veledinden, büyüğüne herkesin derdi saygı ve saygı duyulması. Kimsenin ise bunu kazanabilmek için çaba gösterdiği, doğru şeyleri insan sıfatına yakışan şeyleri yapmaya çalıştığı yok. Anime/Manga güruhu içinde ise saygı denen kelimecik öyle bir hal almışki en boktan en sapkın şeylerde bile ” bu benim fikrim, benim arzum bana saygı duy” denilebiliyor.

Bugün yaşadığımız saçma bir olaydan sonra böyle bir yazı yazma isteği oluştu nedense, kimin kimle ne yaptıgı umrumda olmasada. Facebook denen mahalle baskısıyla üye oldugum milletin her yaptıgı boku, her yediği yarrağı yazdığı sitede, kendisiyle sohbetim olan bir hanımefendi yaoi(erkek erkeğe ilişki) fotoğrafları eklemiş. Şimdi diyebilirsiniz ki, sanane arkadaşım ekler, işte bu böyle olmuyor benim gerizekalılarım. Bu hanım kızımız tek hücreli beyniyle benden saygı bekliyor. Hemde yaptıgı bu iğrençlik karşısında…
Böyle bir şeye ne yazıkki saygı duymam mümkün değil. Bu bir insanın fikri ya da şahşi görüşü değildir bu toplumsal bir çöküntü, kişinin psikolojisindeki bozuklugun dışa vurumudur, ayrıca insanın kendine yaptıgı özel hayat ihlalidir. Ben senin fantezilerini öğrenmek zorundamıyım? Bu insanın içinde ne oldugu neyden zevk aldıgı beni ilgilendirmiyor, içinde kaldıgı sürece. Düşünün bir orospu taksimin ortasında “ben orospuyum yok mu beni siken?” diye bağırır mı ? Bağırmaz! Orospuların bile bir gururu toplumsal bir sistemi çalıştıgı yerleri var bunu yaoi ve yuri severlere anlatamıyoruz ne yazıkki.
Bu sizin özeliniz arkadaşlar, amınızın ya da sikinizin neyi nasıl sevdiği bizi ilgilendirmiyor. Bunları topluma açık yerlerde yazmak sizi ilgi çekici kılmadıgı gibi gerizekalı sınıfına sokuyor. Hele ota boka saygı duy demeniz ise ayrı bir aptallıgınız . Sizin mantıgınızla gidersek ve bu sizin tercihinizse, tecavüzcüler, çocuk pornocuları, hırsızlar, katillere de saygı duyun. Onlar da tercih yapmışlar değil mi?

Saygı insanın, İnsana yakışan bir şeyi yapmasının getirisidir. Küçülüp zavallışaıp, iğrençlikler peşinde koştuktan sonra kazanabileceği bir şey değil.

May 6th, 2010

Bugünün anlam ve önemine layık bir yazı olacağını garanti edebilirim. Öncelikle hiç bir ideolojik görüşü, hiç bir siyasi olusumun yandaşı partizanı değilim. Ne faşizm, ne komünizm yaşasın erotizm diyen bir canlıyım. Bazı sevdiğim dostlar başlıkta yazdığım tuhaf  şeyle çıkıyorlar karşıma. Tabi devrimizde normal, Reco Kongo Kenesi gibi bir adamı bile Atatürk ile kıyaslayabilecek kadar gerizekalılar var, neyse efenim.
Deniz gezmiş Atatürk gibi adammışta devrim yapacakmısta breeh breeeh breeeh … Siz götümün sol tarafları gelin hele şöyle bir öncelikle devrim nedir bunu anlatayım size.

Devrim, belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik; ihtilal. Toplumsal değişimlerin insan iradesiyle hızlandırılması devrimleri oluşturur.Kısaca halkın desteğini arkana almak sırtını halka dayamak gereklidir, yaptığın şeyin devrim olması için….

Peki Deniz gezmiş ne yapmıştır, Devrimciyim, Kahramanım, diyen kişinin işlediği suçlar.
Buyrun okuyun.

Bundan Sonrası alıntıdır ;

————- Alıntı ————————-

deniz gezmiş, yusuf arslan  ve hüseyin inan’ın işledikleri suçlar :

- 29.12.1970′te ankara kavaklıderedeki polis noktasını kurşunlayarak görevli polis memurlarını yaraladılar.

- 11.01.1971′de işbankası’nın ankara emek şubesini silah tehditiyle soydular.

- bu olaylardan sonra gizlendikleri yerde görevli olan avukat, icra memuru, polis, kapıcı, şöför, çilingir’i bağlayarak kaçtılar.

- 15.02.1971′de amerikalı bir er’i kaçırdılar.

- 04.03.1971′de amerikalı 4 çavuşu kaçırdılar.

- 27.02.1971′de silah tehditiyle ortadoğu teknik üniversitesinde görevli bir kişinin arabasını çaldılar.

- daha sonra nurhak dağlarında kır gerillası eyleminde bulunmak amacıyla ankara’dan ayrıldılar.

- 16.03.1971′de sivasın şarkışla ilçesinde güvenlik kuvvetleriyle silahlı çatışmaya girdiler.

- zorla evine girdikleri bir astsubayın eşini tabancayla yaraladılar. silahla tehdit ettikleri astsubayı da yanlarına alarak bir jiple kaçtılar daha sonra gemerek ilçesine kadar yol boyunca güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girdiler.

tüm bu suçları parlamenter düzeni parçalamak ve anayasayı değiştirip komünist bir rejim kurmak adına işlediler bunu da açıkça ilan ettiler. komünizm propagandasının dahi yasak olduğu özgürlükçü 61 anayasasına karşı bu suçları işleyip kır gerillacılığı yaptılar. elbette ki idam ağır bir suçtur bu kişiler asılmamalıydı ancak anayasayı zorla değiştirme teşebbüsü, adam öldürmeye teşebbüs ,yaralama, adam kaçırma, banka soygunu, oto hırsızlığı, güvenlik güçleriyle çatışmaya girme gibi bir çok terör eylemlerinde bulundukları halde sanki hiçbir suç işlememişler gibi bu kişiler kahraman ilan edilmektedirler. türkiye cumhuriyeti’nin bir anayasası ve ceza kanunları vardır kimse kır gerillacılığıyla, haydutlukla rejimi değiştiremeye teşebbüs edemez, edenler elbette cezalandırılır.

zamanında, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan güzel türkiye cumhuriyeti devletimizin düzenine karşı silahlı baş kaldırma eyleminden, devletin düzenini ortadan kaldırmaya teşebbüs eyleminden dolayı hüküm giymiş sevgi pıtırcığımız, kelebeğimiz. benim de hazır boş zamanım vardı, üşenmedim, eğer canım kelebeğimiz şu an yaşasaydı ve geçmişte yaptıklarını bugün yapsaydı, şu an yürürlükte olan türk ceza kanunu’nda düzenlenmiş hangi suçlardan en iyi ihtimalle ve muhtemelen hüküm giyerdi, tek tek, çıkarabildiğim kadarını çıkardım;

madde 141. – (1) zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

madde 302. – (1) devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak, devletin birliğini bozmak, devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmak, devletin bağımsızlığını zayıflatmak amacına yönelik elverişli bir fiil işleyen kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

madde 309. – (1) cebir ve şiddet kullanarak, türkiye cumhuriyeti anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.

madde 311. – (1) cebir ve şiddet kullanarak türkiye büyük millet meclisini ortadan kaldırmaya veya türkiye büyük millet meclisinin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılırlar.

madde 312. – (1) cebir ve şiddet kullanarak türkiye cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

madde 313. – (1) halkı, türkiye cumhuriyeti hükûmetine karşı silâhlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. isyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

madde 318. – (1) halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

madde 342. – (1) türkiye cumhuriyetinde sürekli veya geçici olarak görevlendirilmiş yabancı devlet temsilcileri ile bunların diplomasi memurları veya uluslararası kuruluşların temsilcileri ile bunların diplomatik ayrıcalık ve bağışıklık tanınan memurları, kendilerine karşı görevlerinden dolayı işlenen suçlar bakımından, kamu görevlisi kabul edilerek; suç işleyen kişiler hakkında, bu kanunun ilgili hükümlerine göre cezaya hükmolunur.

sevgi pıtırcığımızın cezasını arttırıcı sebepler;

madde 142. – (1) hırsızlık suçunun;

a) kime ait olursa olsun kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan ya da kamu yararına veya hizmetine tahsis edilen eşya hakkında, işlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

madde 314. – (1) bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silâhlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır.
silâh sağlama

madde 315. – (1) yukarıdaki maddede tanımlanan örgütlerin faaliyetlerinde kullanılmak maksadıyla bunların amaçlarını bilerek, bu örgütlere üretmek, satın almak veya ülkeye sokmak suretiyle silâh temin eden, nakleden veya depolayan kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

sonuç; bugün yaşasaydı yeşil parkasına kurban olduğum sevgi pıtırcığı, şirin, tatlı, masum ve pembe kanatlı kelebeğimiz, idam değil ama ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırdı. =( evet, ben de çok üzgünüm…

fazla abartılan, bazı çevrelerce atatürk’le bile kıyaslanılan, idam edildiği için adı hala anılan kişi.
devrimci falan da değildir, devrim halkı arkana alarak olur, karşına alarak değil.

Devrimciden çok darbecidir. Sevmediğimiz isyan ettiğimiz pis, kaka darbeci zihniyetini taşıyan biridir.

Hala Atatürk’le kıyaslamak istiyor musunuz ?

January 15th, 2010

Ortaköye yürüyorum, yanımda iki tane dostum var sohbete dalıyoruz. oradan buradan konuşmalar geçiyor. “Yalnızım” diyorum “Ne alaka ulan bir sürü kız arkadaşın var” lafı suratıma çarpılıyor. Gülümsüyorum onlara. Yalnızlık anlayışımızın ne kadar farklı olduğunu farkediyorum. Aklımda bir düşünce zuhur ediyor…  Ne çok derdim varmış farkediyorum. Büyüdükçe neler açmışım başıma nasıl saklanmaya çalışmışım  ve saklanamamışım, Değiştiğimi farkediyorum, sorumsuz vurdum duymaz halim kaybolmuş , çoğu şeyi kendine dert edebilen biri olmuş çıkmışım sanki. Farkettim Ben özlemişim Kendimi.

Gece 4 te denize gidip çırılçıplak yüzen,  fırtınada sahile çıkıp koşmaya çalışan beni özlemişim. Hastalandığında mırın kırın yapan etrafındakilerden ilgi bekleyen , kedi gibi mayışıp “banane benle ilgilenin” diyebilen biri olmayı ne çok özlemişim… Hiç bir sorumluluk almadan bir işe girip “sıkıldım ben” deyip çıkan beni özlemişim, insanları hiç umursamadan istediği şeyi yapan bunu yaptıktan sonra gülümseyerek vicdan nedir bilmeyen ben… Ne kadar çok değişmişim ben.

Şimdi bakıyorum da kendime, rahat hiç bir şeyi düşünmeyen biriyken şu anda her şeyi planlayan ona göre yaşayan , bu planlarda aksaklık olunca canı sıkılan birine dönüşmüşüm. Stres nedir bilmezken elinde stresten fazlası olmayan bir adam olmuşum, kitapları zevk için okurken şu anda okumak zorunda olduğum için gelişeceğim de gelişeceğim diye tutturan birine dönüşmüşüm. Hiç bir vucuttan haz alamayan, bir insanla sadece o istediği için sevişebilen kalbinde bir ritm değişikliği bile olmayan biri olmuşum, Fiziksel olgulardan zaten tatmin olamayıp, duygusal bir şeyler peşinde gezebilirken geçmişte, şimdi onun da arayışından kopmuşum. Dalından düşen yaprak gibi hava boşluğuna bırakmışım kendimi.

“Dur” diyememişim içimdeki öküze. İstemişim de istemişim. İsterkende bencilliğimi kaybetmişim, “iyi” diye nitelendirilen insanlar grubuna girmişim. Kimseye acı çektirmeden iyi olabilir mi bir insan bunu hayal dahi etmek istemiyorum.

Özlüyorum;

Gece Yüzmeyi
Fırtınada Koşmayı
Sabah Ezanıyla Mangal yakıp, Mangalın üstünde Tavuk butu pişirmeye çalışırken Meyve ağaçlarından meyve toplamayı.
Ava gitmeyi,
Dereye Bağ Yapıp derede yüzmeyi.
1.5 Metrelik derinliği olan yere 4 metreden atlayıp kafamı gözümü kırar mıyım , Ölür müyüm diye Düşünmeden Yaşamayı….
Bir kadının teninden haz alabilmeyi, Dudaklarımın şehvetle birine dokunabilmesini, hesap yapmadan sevişebilmeyi, umutsuzca sevebilmeyi(ulan ben hiç sevmedim ki umutsuzca bunu nasıl özlüyorum)

BEN ÖZLEDİM BENİ… ÇOK ÖZLEDİM.

Strahd İsmail KÖSE

January 3rd, 2010

Şimdi hesaplaşma zamanı..
Bizim de birkaç sorumuz olacak.. Muhatapları çıkıp “mertçe” cevap verecekler..
1- Bülent Arınç’a suikast yapılacak dendi. Kıyamet koptu.. Aslında böyle bir suikast olacağına kimse inanmadı.. AKP yanlısı, Fetullah yanlısı gazeteciler de inanmadı.
Acemice olsa da düzmece senaryo iyi tuttu. Fetullahçı medyanın yanı sıra demokrasiden, cumhuriyetten, Atatürkçülükten yana olan medya da “plana” çanak tuttu. Reyting kaygısı, milli duyguları sildi götürdü..
Ordumuzun, şerefli subaylarımızın göreceği zarar düşünülmedi. Ordu Terör kurumu, subayları terörist edildi.. İzin verilse nerdeyse canlı yayın yapılacaktı.
Fos çıktı. Suikast yalanı, mahkemeden döndü.. Göz altına alınan (aralarında suikast yapacak diye yakalanan subaylarda var) askerler serbest bırakıldı.
Şimdi sormazlar mı ordu düşmanlarına?
O kadar çok emindiniz ki.. Neredeyse suikast yapıldı diyecektiniz.. Suikast yalanınızı mahkeme dahi kabul etmeyip yalanınızı,iftiranızı yüzünüze çarptığına göre.. Amacınız Bülent Arınç’ı yüceltmek, Şerefli Türk Ordusunu yerden yere vurmak mıydı?
Yoksa.. Başka maksadınız, planınız mı vardı?

2- Suikast iddiası ile Genelkurmay Başkanlığı’nın kapıları aralandı.. Yetmedi.. Hedefte Özel Kuvvetler Komutanlığı vardı..
Nedir Özel Kuvvetler Komutanlığı?
Medyada uzun uzun anlatıldı.. Biz burada komutanlığı kuran Emekli albay İsmail Tansu’nun sözlerine yer vereceğiz. Tansu: “Burada suikast bilgileri olmaz” diyor. İddialı da konuşuyor ve çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor.
Bu çok önemli nokta her ne hikmetse, yalancı, iftiracı, sahtekar medyamızın gözlerinden kaçtı(!)..
Tansu diyor ki: “Biz sınır dışı milli hareketleri ve planları yaparız. İşgal olursa nerede mukavemeti yapacağız. Bunların bilgileri olur.”
Dikkat ettiniz mi? “İşgal olursa nerede mukavemeti yapacağız. Bunların planlarını yaparız..”
Peki soralım:
Türkiye işgal edilebilir mi? Ederse kim (hangi devlet) işgal eder?
Ne demişti Abdullah Gül: “Biz yapmazsak, birileri gelir yapar..”
Demek ki “birileri” gelecek..
Yani.. TÜRKİYE İŞGAL ETTİRİLMEYE hazırlanıyor..
Türkiye işgal edilirse.. Karşı koyacak olan, işgali önlemeye çalışacak olan kim? Türk Ordusu..
Peki.. Son bir yıldır Türk Ordusu üzerinde bir baskı var mı? Var. Türk Ordusu Terör örgütü gibi gösteriliyor mu? Gösteriliyor. Şerefli subayları terörist gibi suçlanıyor, basılıyor, tutuklanıyor mu? Evet..
Psikolojik olarak yıpratılıyor mu? Evet. Subaylar, komutanlar tahrik ediliyor, kışkırtılıyor mu? Evet..
Tutuklamalarla asker yıldırılıyor mu? Bıktırılıyor mu? Evet..
Peki.. Diyelim ki Türkiye işgal edildi?
Bu Ordu İşgal edene karşı direnebilir mi? Türkiye’nin güvenliğini sağlayabilir mi?
Ya da Ordunun başında, emir verecek yetenek ve kabiliyette komutan var mı?
3- Düşman, Türk Ordusunun işgal planlarını öğrenmek için suikast iddiasını mı ortaya atmıştı?
Suikast iddiası ile Genelkurmay Binasına girildi. Genelkurmay’da birçok birim var iken neden doğruca Özel Kuvvetler Komutanlığına girildi?
Özel Kuvvetler Komutanlığı, evvelden beri Amerika’nın hedefindedir. Irak’ın kuzeyinde, Süleymaniye’de başlarına çuval geçirilen askerlerimiz de Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı idi.
Özel Kuvvetler Komutanlığı, hem AKP Hükümetince hem de Amerika için kara kutu gibidir. Kozmik odada kozmik bilgiler asla bilinmez ve bilen subay sayısı da 8 dir.
Bilenlerin arasında Gül de Erdoğan da.. Arınç’ta yoktur.
Amerika’da ne yaptı ise, Kozmik odaya, kozmik bilgilere ulaşamamıştır. Türk Ordusu böylesine sahipsiz bırakılmışken, şerefli subayları kışkırtılmış, psikolojik olarak yıpratılmış, bunaltılmışken..
Her subay can yani kendi derdine düşmüşken..
En önemlisi.. Türk Milleti ordusundan desteğini çekmeye başlamışken..
Mahkeme suikast iddiasını yalanlasa.. suikast yapacağı ileri sürülen subaylar serbest bırakılsa.. Darbe planları bulanamasa da önemli mi?
Önemli olan kozmik odadaki kozmik bilgilerdir.
Yani, Türkiye işgal edilirse.. Türk ordusunun savunma planı nedir?
Amerika Irak’ı işgal etmeden önce, Irak’ın kozmik bilgilerine ulaşmış olsa idi, Irak’ta rezil duruma düşmezdi. Kaldı ki Irak Amerika için bir lokmada yutulacak kadar küçük bir ülke idi. Amerika böyle sanıyordu.
Türkiye farklı. Türk Ordusu dünyanın 5 ci büyük ordusudur. Güçlüdür. Amerika Türk Ordusu ile karşı karşıya gelmek ister mi?
Amerika, Türkiye’nin işgal planlarını öğrenecek ki, ona göre strateji hazırlayacak ve Türk ordusunu ani bir baskınla devreden çıkaracak.. Türkiye’yi işgal edecek..
Hatırlayanlar bilir.. Afganistan’ı işgal eden Rusya, “Davet edildim girdim” demişti.
Türkiye’de “davet etmeye” doğru gidiyor.
Hemen hergün her saat tv ekranlarında Türk Ordusu ve Türk Ordusunun şerefli subayları terörist gibi gösteriliyor. Suçlanıyor. Baskına uğruyor, Tutuklanıyor.
Türk Milletinin kafası karmakarışık oldu..
Cumhuriyetin savcıları, devletin bekasını savunacak olan savcılar “gizlilik olmaz” diyerek devlet sırrının gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında yayınlanmamasını reddetti.
“Türkiye’nin sırlarını yayınlayın dünya alem öğrensin.. Kanunen sakıncası yok” dedi..
Devletin Kültür Bakanı AKP’li, kin beslediğini itiraf ede de, “Kozmik oda müze olsun” diyecek kadar densizleşebiliyor.
İhanet, hainlik, düşmanlık kol geziyor.
İşgal edilmek için herşey hazır..
İş bir tek, kırmızı telefonun Beyaz Saray’da çalmasına kaldı..
Telefon çalacak.. Ahizenin Türkiye tarafı “Amerika her an gelebilir..” diyecek..
Bu kadar basit yani..
Hem de çok basit!!!!

(alıntıdır)

Kişisel görüşüm; hiçbir ülke ordusuna toz kondurmazken türkiyenin ordusunu bu kadar yermesi çok tuhaf değil mi? Ordudan ne isteniyor, neden üzerlerine bu kadar gidiliyor… Türkiyeyi ve TÜRK milletini Korkutmak yıldırmak isteyen herkese bir cümle….

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

December 27th, 2009

sosyal hayatta sıkça karşımıza çıkan, erkekler olarak protesto etmek istediğimiz avantajlardır.
bazılarını huzurunuzda yazayım gerisini siz uyduruverin.

siklenmediğin yerde trip atıp, çekip gidebilmek.

sevgilinin senin hep hayatın merkezinde tutması ve senin için ondan önce birsürü şey gelmesi.

adet günlerin de “aaa ben kan kaybediyorum öküz, sen beni anlamıyorsun ” diyebilmek ki kaybedilen kan miktarı küçük bir çay bardağının çeyreğini doldurmaz (inanmayanlar gidip doktorlara sorsunlar )

her türlü arkadaşla görüşüp”bizim kızlarlaydım ” cümlesini kullanmak erkek kuzeniyle bile görüşse kafasını sikmek.

ayağı kırıldığında, açık kalp ameliyatı olmuş , ölüp geri gelmiş adama ” sen ne anlarsın acı çekiyorum ben ” diyebilecek kadar beyinsiz olma lüksünü göstermek.

sevgiliye oraya gel buraya gel demek “aşkım çok uzak sen gel bende kalırsın ” cevabı alınınca bir kız bu saatte dışarı nasıl çıksın diyebilmek ve başka bir gece aynı saatte arkadaşlarla taksime gezmeye gitmek, yüzüne vuruldugunda hatırlamıyorum sen yanlış biliyorsun diyebilmek.

grup halinde yemeğe gidilen ya da frp oynanan yerde dm nin sevgilisi olan beyinsizin bir anda fal açmaya başlaması, sonra oyunun “aşkııımmmm ben çok sıkıldım başka birşey yapalım” denilip oyunun piç olması, grubun dağılması.

gözlerine bakıp şiir okuyan sevgiliye bir anda ” aaaa özlemin sevgilisi ona şunu almış” deyip tüm romantizmi sikip atmak, aynı olayı ona yaptıgınızda sizin öküz olmanız…

erkeklerin dışa vurumu güçlü olan sevgili yurdumda erkeğin abaza bilinip, kendilerinin namus timsali kırk bakireyi oynaması. *

herhangi bir sinema salonunda gördüğü sinema oyuncusuna “ahh ,ahh” ne yakısıklı denilmesi , aynısını erkek yapınca “pis sapık ” durumları.

daha kolay iş bulabilmek.

herhangi bir iş başvrusuna sizin şortla girememeniz ama onun mini etekle kabul edilmesi.

başım ağrıyor gibi bir bahanenin kullanıma açık olması

herşeyi doğru hatırlamak, yanlışsa bile kafa sikerek doğrulatmak

seksten erkekten kat be kat fazla zevk alabilmek, sonra da erkek götünü dönüp yatınca laf söylemek. *

türkiyede kadın olmanın avantajı bitmez ki …

  • Pages

  • Meta

  • Flash required