Cuma gecesi ÅŸarap ÅŸiÅŸesinin son damlaları bitiyor, yatağıma uzanıyorum. Ev arkadaşımdan aldıgım bir kitabı açıp sayfalarına göz atıyorum ilk 50 sayfası çekici gelmiyor, oflaya puflaya kitabı bir kenara bırakıp. Gözlerimi yumuyorum. Aptal kabuslarımdan uyandıgımda hava yine karanlık… Saat 14:00 ı çoktan geçmiÅŸ 15:00 da kursum var… Üzerime buldugum pantolon ve kazağımı geçirip balkon kapısını açıyorum havaya bakmak için, yüzümde hınzır bir gülücük geliyor. Kar yağıyor hemde gayet ÅŸiddetli ÅŸekilde. Kurs hocasını arayıp kurs olup olmadıgını soruyorum. Kursu aramam gerektiÄŸini söylüyor. Merve hanımı arayıp kursun olduÄŸunu öğreniyorum.
Halbuki lisedeyken böylemiydi…
Havada kar gördüğümüz zaten okulun olmadıgını bilerek okula kar topu oynamaya giderdik. Biri Sakatlanana ya da cayana kadar devam ederdi oyunlar. Binanın altında kardan adamlar, yokuş olan yerlerde götünün altına muşambayı alan soluğu ya bir arabanın altında ya da duvara çarpmış şekilde alırdı .
Geçmişin hayalleriyle dalmışken telefonum çaldı. Kurstan arıyorlardı ve kursun olmadıgını söylediler. Bu kararı almalarında hiç bir öğrencinin gitmeyecek olmasını anlamalarının büyük rol oynadıgını biliyordum.
Koltugumu alıp camın kenarına oturdum hem karın yağışını izliyor hem de hayaller kuruyordum. Karşıdaki minik evin çatısı çoktan örtülmüştü, tıpkı benim üstü örtülen düşüncelerim gibi, nelerle kapatmıştım bilmiyordum en azından o evin üstü açılabilirdi ama benim düşüncelerimin üstü açılmayacaktı.
Karnımın guruldamasından acıktıgımı hissettim ev arkadaşım ahmete seslenip birlikte kahvaltı hazırlamaya baÅŸladık. mutfağın balkonundan kar topu alıp kafama yapıştırdı. Kar topu oynama isteÄŸim ne kadar arttıysada durmak zorunda kaldım. İstanbul insanın kar topu oynama isteÄŸini bile emiyordu. Tıpkı ruhunu , duygularını , yaÅŸamını emdiÄŸi gibi…
Kahvaltıyı bitirip bir bardak meyve çayı alıp odama geçtim. Perdeyi kenara çekip koltuÄŸuma oturdum geçmiÅŸi düşündüm. Ne güzeldi köydeki evimde beyaz örtünün altında uyanmak ve ne güzeldir öldükten sonra kefenin içinde gözlerini açmak…
Kim bilir….
Kar yağıyor penceremin dışında, Bedenim Sıcak, Ruhum Üşüyor…
Strahd İsmail KÖSE