February 23rd, 2010

Bizzat biraz önce yaşadığım olayı yazıyorum.

Tamamen gerçektir abartısız.

blizzardın starcraft 2 nin closed betasını duyurmasının ardından hemen mail adresime ve blizzard accountuma baktım fakat beta key gelmemişti, bu olayın şokunu nasıl atlatabilirim diye düşündüm ve blizzarda bir mail yazmaya karar verdim.

Mailin orjinali.

—–Original Message—–
From: turkus.mutantus@gmail.com
To: techeu@blizzard.com
Sent: 21/02/2010 01:27:48
Subject: [en]StarCraft II — Other

Contact Information ———————–
First Name: Strahd ismail
Last Name: Köse
Email: turkus.mutantus@gmail.com

Request ————————————
Product: StarCraft II
Category: Other –

Description ——————————–

i have all Blizzard games. i changed my computer hardware for just playing starcraft II so Blizzard and their games is very precious for me.i buy only original official games. However Blizzard didn’t send a key for joinning beta test to me.
i will kill myself and write blizzard.com on the wall by my blood if u dont send a starcraft II beta test key in two days!
I want to play a game! just Starcraft!

Strahd ismail Köse
@ istanbul/Turkey

Gelen cevap beni pek tatmin etmemişti ve maili tüm blizzard kanallarına gönderdim. sonra farklı bir cevap daha geldi şu şekilde;

Hello Ismail,

Unfortunately we are not accepting further Starcraft II Beta sign-ups as we have reached the current desired target for our test account pool.

Further sign up opportunities for this particular beta or any other will be advertised on our website or forums. Please therefore make sure you have signed up for the Beta opt-in for your Battle.net account.

You can opt in by logging into your account management page, at eu.battle.net/login , selecting the “Beta Profile Settings” option listed under the “Manage my Games” section and following the onscreen instructions. Please note that at least one game has to be attached to your Battle.net account before you can opt in.

Please check check at eu.blizzard.com/.. for regular updates.

I wish you the best of luck for the next Beta Games!

Kind Regards,

Blizzard Entertainment Europe
Eliana G.
Billing Support
eu.blizzard.com/..
Phone Numbers:
eu.blizzard.com/..
Please retain all history if you reply to this mail.

Tamamen sinirlenmiş çileden çıkmış şekilde ikinci bir mail yazdım, ve mutfak bıçağı elimde bileğimin üstünde olan bir fotoğraf ekleyip gönderdim.

bundan 15 dakika önce ankara emniyet müdürlüğünden bir telefon geldi.

-iyi geceler strahd bey mi ?
-evet
-biz ankara emniyet müdürlüğünden arıyoruz , şu numaranın sahibinin bu gece intihar edeceği haberini aldık.
-hayır yok öyle bir şey, nereden geldi bu haber?
-isveç konsoloslugundan bize böyle bir ihbar iletildi, bir arkadaşınız bu numaraya sahip kişinin bu gece intihar edeceğini söylemiş, siz şimdi yani intihar etmiyor musunuz?
-hayır etmiyorum beyfendi.
-o zaman sorun yok

deyip kapatıyor telefonu, düşünüyorum benim  isveç’te iki arkadaşım var fakat onlarıda en son 3 yıl önce gördüm aklıma bir ÅŸey gelmiyor… gidip yaÅŸadığım olayı ev arkadaşı anlatıyorum ve blizzardın kurduÄŸu ağı anlıyorum.

TEŞEKKÜR ederim blizzard çok teşekkür ederim. starcraft 2 keyi göndermesen de bana çok güzel bir anı ve yüzümde süper bir gülücük gönderdin.

February 20th, 2010

Yakın dostlarımdan biri olan ismaille evdeyiz, sohbet muhabbet gırla giderken” benim uykum geldi ” deyip uyuyor. Bir bira açıp oyuna dalıyorum biraz  team fortress oynayıp stress atayım diye. Biraz oynayacağım oyun 3 saate çıkıyor. Gözlerim kıpkırmızı biralar elimden düşerken ismail uyanıyor ben uyuyorum. Benim biricik kabuslarım başımda halay tepiyor .

Bir yerden ses geliyor

-Strahd, Strahd Kalk lan aloo telefonun al
-hauuuu
-Strahd telefonun çalıyor…

aptalca bir şekilde amuha goyyyim siktiğim bu saatte kim arıyor ulan beni oluyorum. Gözlerimi kısık bir şekilde açarak numaraya bakıyorum bilmediğim tanımadığım bir numara, bu saatte arıyorsa önemlidir deyip açıyorum.

-beyfendi biz yemek sepeti comdan arıyoruz. siparişiniz vardı onaylatmak için aradık
- ne siparişi be ben uyuyordum fosur fosur , rüyamdayken mi sipariş verdim
-beyfendi sms burgerden ÅŸu ÅŸu sipariÅŸleri vermiÅŸsiniz.
Zaten uykum piç oldu anladım sinirden küplere binmiş adama küfretmeye hazırlanıyorum

İsmail yanımda kıs kıs gülüyor.
o anda “ne oldu ulan sen mi verdin sipariÅŸleri” diye söylendim.
cevap vermesine gerek kalmadı zaten gülüşünden anlamıştım.

Telefondaki elemana geri dönüp evet siparişler bizim gönderin lütfen dedim.
telefonu kapattıktan sonra ismaile hem uykumu böldüğü için, hemde gecenin 4 ünde bana hamburger yedireceği için küfrettim.

Hamburgerlerimiz geldi, yatagımdan kalkmaya üşendiğim için benim olan kısmı yatağın içinde kemirmeye başladım, karnımdan gelen sesi duyabiliyordum!

“-YEMEEEEEEEEEEE LAAAAAAN” o sese kulak tıkayıp yemeye devam ettim. Tabiki uyumak namümkün o kadar hamburgeri mideye indirdikten sonra.  O sıralar okumakta oldugum romanı aldım bir yandan da ismaile küfretmeye devam ettim. güneÅŸin ilk ışıkları odaya usulca dolarken uyku vaktimin gerçekten geldiÄŸini anlayıp gözlerimi kapattım…

İyi geceler 03:54 te çalan telefon.
İyi geceler benim zavallı midem.
İyi geceler ben

February 3rd, 2010

Evimde huzurla oturmuÅŸ, Toblerone bitter yiyip messengerden milletin kafasını ÅŸiÅŸiyorum. Canım sıkıldı popocuÄŸumu patron koltuÄŸumdan kaldırıp media martk ın yollarına düştüm, çokta uzak ya sanki 5 dakikalık yol …Ev arkadaşımın aldığı orange box un aynısından alıp deliler gibi team fortress kasmaya eve geldim. Oyunu mu kurdum oturdum arkadaşımla skype açıp oynamaya baÅŸladık.  Engineer ile sentry gun lar kurmalar , spy ile backstab çekmeler…

Oyundan çıktım msn de “…………..” diye bir zımbırtı, adam yerine koyup muhattab olduÄŸum bir ÅŸeyler zırvalama baÅŸladı… Sitelerimle ilgili konusmaya baÅŸladı herhangi bir ÅŸeyden dolayı destek vermesini istediÄŸim ÅŸeyi yapmamıştı, sebep olarakta  benim o yazdığım yazıda küfürlü ifadeleri söyledi… Ben bir insandan destek istiyorum herhangi bir konuda o benim küfrüme ya da tarzıma laf sokmaya çalışıyor velet, sonra muhabbetin kırılma noktasına geldik…


-Abi çok küfrediyorsun, yanındakilerde senden etkileniyor
-eeee ?
-Åžey ben kuku’nun erkek arkadaşıyım onun loglarını okuyorum da onlada küfürlü falan konuÅŸmussun ben şöyle bik bik bik

Bir anda sinirden tüm kan penisimden çekilip beynime sıçradı, normalde veletlerle taÅŸÅŸak muhabbeti yaptığım içim kanın pek beynimde durması gerekmiyor. Kendileri daha kuku’nun “b” sini tanımazken ben o kızla bira içiyordum kadıköyde…
kukuya yazıp ” Bir daha benimle konusmuyorsun, sizin aptallıklarınızla uÄŸraÅŸamam ” dedim sonra aklıma türk kızının vermeleri geldi…

İki gün tanıdığınız internetten elemana mail,facebook şifresinizi hangi akla mantığa verirsiniz? bir insana şifreni vereceğine duygularını, düşüncelerini ruhunu fedakarlıklarını versene tek hücreli organizma!
Benim seninle konuştuğum ya da sana güvenerek söylediğim, açtığım paylaştığım bir şeyin, kayıtlı olabileceği bir şeyi nasıl başka insanlara açabiliyorsun? Sen beyinsizin, kölenin zavallının önde gidenisin .  Sana güvenmeyen bir adamla ne bok yemeye çıkıyorsun. Senin doğru bir iş yaptığını, başka insanlarala arana ne mesafe koyacağına, muhabbetinin nasıl olacağına senin taşıdığın tek hücreli beyin karar veremiyor mu ki? sen bir şeylerini başkasına açıyorsun ya da 2 gün tanıdığın insanın, senin yerine  karar vermesine müsade ediyorsun !


Çıktığınız insana verdiÄŸiniz tek ÅŸey msn ya da face book ÅŸifreniz olmasın! Ona kalbinizi açın, ona duygularınızı açın , ona bedeninizi açın … Paylaşın  yaÅŸayın ve yaÅŸatın! PaylaÅŸtığınız tek ÅŸey facebooktaki videolar olmasın, aptal msn logları olmasın…

Benimde sinirimi bozmayın!




Başlıktan ne vermeyi anlamıştınız ki ;)


STRAHD İSMAİL KÖSE



January 24th, 2010

Cuma gecesi ÅŸarap ÅŸiÅŸesinin son damlaları bitiyor, yatağıma uzanıyorum. Ev arkadaşımdan aldıgım bir kitabı açıp sayfalarına göz atıyorum ilk 50 sayfası çekici gelmiyor, oflaya puflaya kitabı bir kenara bırakıp. Gözlerimi yumuyorum. Aptal kabuslarımdan uyandıgımda hava yine karanlık… Saat 14:00 ı çoktan geçmiÅŸ 15:00 da kursum var… Üzerime buldugum pantolon ve kazağımı geçirip balkon kapısını açıyorum havaya bakmak için, yüzümde hınzır bir gülücük geliyor. Kar yağıyor hemde gayet ÅŸiddetli ÅŸekilde. Kurs hocasını arayıp kurs olup olmadıgını soruyorum. Kursu aramam gerektiÄŸini söylüyor. Merve hanımı arayıp kursun olduÄŸunu öğreniyorum.

Halbuki lisedeyken böylemiydi…

Havada kar gördüğümüz zaten okulun olmadıgını bilerek okula kar topu oynamaya giderdik. Biri Sakatlanana ya da cayana kadar devam ederdi oyunlar. Binanın altında kardan adamlar, yokuş olan yerlerde götünün altına muşambayı alan soluğu ya bir arabanın altında ya da duvara çarpmış şekilde alırdı . :)

Geçmişin hayalleriyle dalmışken telefonum çaldı. Kurstan arıyorlardı ve kursun olmadıgını söylediler. Bu kararı almalarında hiç bir öğrencinin gitmeyecek olmasını anlamalarının büyük rol oynadıgını biliyordum.
Koltugumu alıp camın kenarına oturdum hem karın yağışını izliyor hem de hayaller kuruyordum. Karşıdaki minik evin çatısı çoktan örtülmüştü, tıpkı benim üstü örtülen düşüncelerim gibi, nelerle kapatmıştım bilmiyordum en azından o evin üstü açılabilirdi ama benim düşüncelerimin üstü açılmayacaktı.

Karnımın guruldamasından acıktıgımı hissettim ev arkadaşım ahmete seslenip birlikte kahvaltı hazırlamaya baÅŸladık. mutfağın balkonundan kar topu alıp kafama yapıştırdı. Kar topu oynama isteÄŸim ne kadar arttıysada durmak zorunda kaldım. İstanbul insanın kar topu oynama isteÄŸini bile emiyordu. Tıpkı ruhunu , duygularını , yaÅŸamını emdiÄŸi gibi…

Kahvaltıyı bitirip bir bardak meyve çayı alıp odama geçtim. Perdeyi kenara çekip koltuÄŸuma oturdum geçmiÅŸi düşündüm. Ne güzeldi köydeki evimde beyaz örtünün altında uyanmak ve ne güzeldir öldükten sonra kefenin içinde gözlerini açmak…

Kim bilir….

Kar yağıyor penceremin dışında, Bedenim Sıcak, Ruhum Üşüyor…

Strahd İsmail KÖSE

January 24th, 2010

18 yaşındaki kız, annesine iki aydır adet görmediÄŸini söyler. Annesi,çok tedirgin olur ve eczaneye bi…r hamilelik testi almaya gider ve sonuçlar kızın hamile olduÄŸunu gösterir.
Anne çıldırmıştır, bağırır çağırır ve -bunu yapan hangi domuz? Bilmek istiyorum der.
Kız telefon acar ve yarim saat içinde bir Ferrari evin önünde durur, içinden hafif uzun boylu, sarı saçlı ve çok pahalı bir elbisenin içinde karizma bi genç iner ve içeri girer.
Genç, -kızınız durumu anlattı der , -kişisel durumumdan dolayı kızınızla evlenemem, ancak tüm sorumluluğu alıyorum der,
-Eğer bir kız çocuğu doğarsa annesine bir ev, bir yazlık villa ve milyon dolarlık bir banka hesabi,
eğer bir erkek çocuk olursa bir kaç fabrika ve bir milyon dolarlık bi hesap eğer ikiz doğarsa her ikisine de 500 bin dolarlık hesap ve bir fabrika vereceğim der.
Ancak düşük olursa…. O zamana kadar sessizce bekleyen baba elini dostça gençin omuzuna koyar ve -o zaman tekrar denersin evladım..

Posted in Komik | No Comments »
January 23rd, 2010

Kimin Yaptığını bilmediğim, Kırım Kongo Kenesi İçin Yapılmış Komik Bir Marş :)

Posted in Komik | No Comments »
January 20th, 2010

Kış geceleri arkadaşlarla toplanıp sıcak evde sohbete doyum olmuyor. Dün gece kurstan dostlarım bana geleceklerdi, geldiler sohbet muhabbet derken canımız sıkıldı karnımız acıktı dışarı çıktık. Fulya realden bir şeyler alıp eve döndük ve yemek hazırlamaya başladık. Bir tane adı lazım değil göt arkadaşım hiç birşey yapmayıp pc başında oturdu. ben çalışırken ya da bir şey yaparken onunda faydalanacağı insan öyle durunca sinirlerim bozuluyor, bozuldu da.

Patateslerimiz, nuggetlerimiz kızardı kolamız meyve suyumuz bize yetecek her şeyimiz vardı. Yemeklerimizi yedik bir arkadaşım  yemeği yedikten sonra kaçtı(gecenin götü olan arkadaşım ). 3 arkadaş kaldık. Biralarımızı açtık sohbete başladık.

Bilgisayardan, oyunlardan , hayattan sohbet döndü döndü….  Kızlara geldi. Biraz kızlardan bahsettikten sonra
Kimin söylediÄŸini tam olarak hatırlamıyorum (büyük ihtimalle Hüseyin ) Kızlarla nasıl tanısıyorsun ya da nasıl tanışırsın gibi bir soru geldi…

Mekanına göre deÄŸiÅŸebilir dedim ama genelde yanına gidip ” merhabalar tanışabilir miyiz?” derim arkasında bir gülücük eklerim dedim ..

Ihhh mıhhh dedi bizim arkadaşlar sonra onların fikirlerini dinledim. Daha sonra bir anda alkolünde etkisiyle aklıma bir şey geldi.

Kızın yanına gidip” Kalbin boÅŸ mu Güzelim ? Oturacağım da” derim dedim. Püsküren biralar, yere dökülen fıstıklar gecenin bir köründe gelen kahkahalar. Gecenin sonuna kadar muhabbet sohbet ve bu cümleyi ilk söyleyeceÄŸim kiÅŸinin yüz ifadesi geldi aklıma…

Strahd İsmail KÖSE

Posted in Komik | No Comments »
January 18th, 2010

SoÄŸuk ve karanlık havada evimde oturuyorum camdan dışarı bakıyorum. Sıkıldım canımda sıkkın zaten bilgisayarın karşısına oturuyorum aptalca ekrana bakarken msn de bir nick gözüme takılıyor. Konustugum bir arkadaşım üzgün ev arkadaÅŸlarıyla kavga etmiÅŸ yine hayıflanıyor “ders bile çalışamıyorum” diye. Kitaplarını falan al bana gel diyorum. Tamam olur deyip kısa bir telefon trafiÄŸi ardından bana geliyor. Cevahirden taksiye binip gel diyorum . Trip yiyorum gel beni al diye mesaj geliyor ardından, can sıkıntısıyla giyinip evden çıkıyorum cevahire gidiyorum. “Ben cevahirin önündeyim”  diyorum, “beni gelip metrobüsten al” diyor. Tamamen çıldırma noktasına geldim ama otomatik olarak buraya kadar geldim bari gideyim diye yürüdüm.

Mecidiyeköy metrobüs çıkısında karsılastık hadi yürüyelim dedim. Taksi bekledim taksi yok. Zaten trafik o biçim düğüm olmuş her yer, Yavaş yavaş cevahirden aşağıya doğru fulyaya yol almaya başladık havadan sudan konusuyorduk öylesine.

Eve geldik , sıcacık evimin bana verdiÄŸi huzurla odaya geçtim tabi oda peÅŸimden geldi. Giysi getirmedin mi diye sordum aldığım cevap beni memnun etmedi. Benim giysilerimden giyecekti. Giysi dolabını açıp içinden mavi kazağımı siyah eÅŸortmanımı aldı. Bana dönüp ” Dışarı çık ” dedi. sanki görmeyecektim o giysinin altında neler olduÄŸunuda … Söylene söylene odamdan dışarı çıktım…

5-10 dakika sonra kapıya tıklatıp “geleyim mi” diye sordum. Cevap evet olduktan sonra içeri girdim. Patron koltuÄŸuma oturup bilgisarımın başına döndüm.Karşımda bir kız görmeyi beklerken, Benim kazağımı giymiÅŸ bir recep ivedik duruyordu.

Bu ne be recep ivedik gibisin yokmu askılı falan bir ÅŸeyin hem burası sıcak ne kazağı diye söylenmeye baÅŸladım. fakat hanfendi üşüyormuÅŸ neyse tamam deyip bilgisayarıma döndüm. Onada ders çalışması için müsade etmiÅŸ olacaktım, aradan 5 dakika geçmeden “Strahd ÅŸu ödevimi sen yaparmısın?” ıhmm beynim biraz geç algıladı herhalde. Ben, ödev ve yapmak. Hangi tarihte görüldü emin deÄŸilim. 3813 Yaşındayımböyle bir ÅŸey yok yaÅŸanmadı!

Hayır yapmam ben kendi ödevin kendin yap dedim. South park açıp izlmeye başladım. Sigara yakıp bana çok kötüsün dedi. Ona bakıp gülümsedim. Kötü olmasam beni nasıl sevebilirdi ki? Canı sıkıldı benimle south park izlemeye başladı. Telefonunda İsmim Pikachu diye kayıtlıyken 3 bölümden sonra telefondaki ismimi Kenny diye değiştirdi. Kahkaha attım ve iyi tespit dedim, fakat hala merak etmekteyim pikachu ve ben ne alaka hiç sevimli değilimdir.

South park sezonunu kapattıktan sonra canım sıkıldı uykum geldi. Yatağın köşe tarafında yatmayı sevmediğimden kendisine hangi tarafta yatacağını sordum. Oda sevmiyormuş. Köşe mecburi şekilde bana kaldı. Klasik müzik Açtım o çoktan yatağa girmişti. Giysiyle uyuyamadıgım için, üzerimde boxer kalana kadar her şeyi çıkardım . Tek kişilik yatağın köşesine geçtim.

-Laaaaaan bune Oha kazakla mı yattın ?
-evet üşürüm ben
-Kızım manyakmısın lan göt kadar oda, kombi açık tek kişilik yatağa iki kişi yatıyoruz ne üşümesi.
-Olsun
-Eve Kız diye getirdim seni recep ivedik çıktın, istersen montumu falanda vereyim onla uyu he ne dersin ?

Gülüşmeler saçma sapan konuşmalar. En sonunda artık uyuyalım dedim. Hanfendi bilgisayar sesi ve klasik müzikte uyuyamadı, Kalkıp bilgisarayı kapattım yatağa geri döndüm.Tek kişilik yatakta mecburi şekilde sırtımıda dönsem yüzümü de dönsem kazağa temas ediyorum ve sonunda ter bastı. eeehhh çıkar şunu artık dedim. Recep ivedik çıkarmamakta ısrar ediyordu.

Gecenin ilerleyen zamanlarında kazak çıktı …. İvedik en sonunda insan formuna girmeye baÅŸlamıştı. Güzel anlar yaÅŸarken bir soru geldi. “Strahd ne hissediyorsun”  Benden beklenen cevabın farklı olduÄŸunu bilerek ” Hiiiiç” dedim. O anda soÄŸuk bir rüzgar geldi sanki… Umrumda olmadan gülümsedim… Gece ilerlemeye devam etti…

Sabah

“Canım kalk ben çıkıyorum” sesiyle uyandım “ıhhmm tamam” deyip uyumaya devam ettim. Kapıya kadar bile gitmedim….

Sonrasında bir mesaj geldi

“Çok kabasın, kapıya bile gelmedin” Gülümsedim yine Kazakla yataÄŸa giren beni bu soÄŸuk havada sıcacık evimden çıkartıp metrobüse yürüten kiÅŸi bana kabasın diyordu.

Yastığıma sarıldım, uyumaya devam ettim….

Çok mu kabayım, Yoksa hak edene ettiÄŸi gibi mi davranıyorum bilmiyorum. Sadece İnsanları kötü huyları için severiz iyilikleri için deÄŸil bunu biliyorum…

January 15th, 2010

Ortaköye yürüyorum, yanımda iki tane dostum var sohbete dalıyoruz. oradan buradan konuÅŸmalar geçiyor. “Yalnızım” diyorum “Ne alaka ulan bir sürü kız arkadaşın var” lafı suratıma çarpılıyor. Gülümsüyorum onlara. Yalnızlık anlayışımızın ne kadar farklı olduÄŸunu farkediyorum. Aklımda bir düşünce zuhur ediyor…  Ne çok derdim varmış farkediyorum. Büyüdükçe neler açmışım başıma nasıl saklanmaya çalışmışım  ve saklanamamışım, DeÄŸiÅŸtiÄŸimi farkediyorum, sorumsuz vurdum duymaz halim kaybolmuÅŸ , çoÄŸu ÅŸeyi kendine dert edebilen biri olmuÅŸ çıkmışım sanki. Farkettim Ben özlemiÅŸim Kendimi.

Gece 4 te denize gidip çırılçıplak yüzen,  fırtınada sahile çıkıp koÅŸmaya çalışan beni özlemiÅŸim. Hastalandığında mırın kırın yapan etrafındakilerden ilgi bekleyen , kedi gibi mayışıp “banane benle ilgilenin” diyebilen biri olmayı ne çok özlemiÅŸim… Hiç bir sorumluluk almadan bir iÅŸe girip “sıkıldım ben” deyip çıkan beni özlemiÅŸim, insanları hiç umursamadan istediÄŸi ÅŸeyi yapan bunu yaptıktan sonra gülümseyerek vicdan nedir bilmeyen ben… Ne kadar çok deÄŸiÅŸmiÅŸim ben.

Şimdi bakıyorum da kendime, rahat hiç bir şeyi düşünmeyen biriyken şu anda her şeyi planlayan ona göre yaşayan , bu planlarda aksaklık olunca canı sıkılan birine dönüşmüşüm. Stres nedir bilmezken elinde stresten fazlası olmayan bir adam olmuşum, kitapları zevk için okurken şu anda okumak zorunda olduğum için gelişeceğim de gelişeceğim diye tutturan birine dönüşmüşüm. Hiç bir vucuttan haz alamayan, bir insanla sadece o istediği için sevişebilen kalbinde bir ritm değişikliği bile olmayan biri olmuşum, Fiziksel olgulardan zaten tatmin olamayıp, duygusal bir şeyler peşinde gezebilirken geçmişte, şimdi onun da arayışından kopmuşum. Dalından düşen yaprak gibi hava boşluğuna bırakmışım kendimi.

“Dur” diyememiÅŸim içimdeki öküze. İstemiÅŸim de istemiÅŸim. İsterkende bencilliÄŸimi kaybetmiÅŸim, “iyi” diye nitelendirilen insanlar grubuna girmiÅŸim. Kimseye acı çektirmeden iyi olabilir mi bir insan bunu hayal dahi etmek istemiyorum.

Özlüyorum;

Gece Yüzmeyi
Fırtınada Koşmayı
Sabah Ezanıyla Mangal yakıp, Mangalın üstünde Tavuk butu pişirmeye çalışırken Meyve ağaçlarından meyve toplamayı.
Ava gitmeyi,
Dereye Bağ Yapıp derede yüzmeyi.
1.5 Metrelik derinliÄŸi olan yere 4 metreden atlayıp kafamı gözümü kırar mıyım , Ölür müyüm diye Düşünmeden YaÅŸamayı….
Bir kadının teninden haz alabilmeyi, Dudaklarımın şehvetle birine dokunabilmesini, hesap yapmadan sevişebilmeyi, umutsuzca sevebilmeyi(ulan ben hiç sevmedim ki umutsuzca bunu nasıl özlüyorum)

BEN ÖZLEDİM BENİ… ÇOK ÖZLEDİM.

Strahd İsmail KÖSE

January 8th, 2010

Kalbimi bıraksam ellerine gitsem
Gözlerinde gördüğüm ışık kaybolsa içimden
Ruhumun düğümleri çözülse tek tek
BaÅŸka birini bir kez daha sevebilsem.

Aldığım nefes keyf verse bana
Geri gelse kaybettiğim günlerim
Yeniden doğsa çocukluğum
Gitse ellerimden tutan soÄŸukluÄŸum

Düşlere açsam gözlerimi her sabah
Yanımda uyansa sevdiklerimin hayalleri
Dudağımda Islak bir öpücük gibi olsa tenin
Dokunsam sana kaybolmasa yanımdan hayalin.

Strahd İsmail KÖSE

Posted in Uncategorized | No Comments »
  • Pages

  • Meta

  • Flash required